Albert Einstein Düşünce Deneyleri

Bazen kimsenin hakkında hiçbir şey düşünmediği insanlar, kimsenin hakkında hiçbir şey düşünmediği şeyler yaparlar.                                                                                                                                             ALAN TURİNG.

Tam da böyle bir zamanda, Annus Mirabilis yani Mucize Yıl olarak adlandırılan 1905 senesinde Einstein sessizce peş peşe dört makale yayınlar. Her bir makalesini artık düşüncelerinin önemsendiğini görmek ve başarılı olmak için tutkuyla yazmıştır. Peki, bilimin akışını değiştiren ve o zamanlar büyük yankılar uyandıran bütün bu çalışmalarının temelinde ne yatıyor? Peki ya bütün bunlar aklına nasıl geldi?

Arkadaşlar bugün sizlere Albert Einstein düşünce deneylerinden bahsedeceğim. Öncelikle düşünce deneyleri ne, düşünce deneyleri nasıl yapılır  inceleyelim.

Düşünce Deneyi Nedir?

Düşence Deneyi: Bir deneyde, varsayım ya da kuramı çözümleyecek önermeye denir. 

Tarih boyunca bulunan önemli buluşların hepsi laboratuvar ortamında deneyler yardımıyla bulunmadı. Tam tersi tamamen hayal gücü ve merakı birleştiren bilim insanları, yaşadıkları olaylardan etkilenerek ortaya önemli sebepler ve sonuçlar çıkardılar. Albert Einstein de onlardan biri. Başarısını hayal gücü ve meraka bağlayan Einstein, hayal gücünün bilgiden daha önemli olduğunu savunuyor. Ve kendisini dahi olarak görenlere, dahiliğinin 10’ da 9’unun çalışmak olduğunu belirtiyor. Einstein buna Gedankenexperimente diyor. Yani bir olay düşünüyor. Bunun nasıl olduğunu, sebeplerini merak ediyor. Bütün bunları zihninde çözümleyip, daha sonra da matematiksel olarak kanıtlıyor. Bu düşünce deneyleri sayesinde meşhur Genel Görelilik Kuramını bile keşfediyor. Tamamen düşünerek buluyor bunu düşünün.

Bu düşünce deneylerine bir göz atacak olursak: 

IŞIK DEMETİNİ TAKİP ETTİĞİNİZİ DÜŞÜNÜN        

Einstein, ışığı uzayda yakalayabilirseniz onun donduğunu fark edeceğinizi söylüyor. Fakat ışık donamaz. Bu onun özelliklerine aykırı bir durum. Donarsa ışık olmaz. İlerleyen zamanlarda Einstein, ışığın her zaman ışık hızında hareket edeceğini düşündü. Işık hızı, gözlemleyen ve kendi kaynağına bağlı kalmaksızın her gözlemci için aynıdır. Peki ya farklı olacak olan neydi? Bir şeyler değişmeliydi. Einstein değişenin zaten zaman olduğunun farkına vardı. Bu da izafiyet teorisinin temeli olmuştu.

BİR UZAY GEMİSİNDE İKİZİNİZİN OLDUĞUNU HAYAL EDİN             

Bu çoğumuzun bildiği, lisede fizik dersinde okumuş olduğumuz düşünce deneyi ile devam edelim.  İkinizle beraber bir işe girişiyorsunuz. Onu kolunda kendi saatiyle beraber uzaya ışık hızına yakın bir hızda yolluyorlar. Siz ise dünyada kalıyorsunuz. Aradan geçen yıllardan sonra ikiziniz dünyaya dönüyor. İkizinizin saati ile sizin saatiniz farklı. Farklı ölçülerde yaşlanmışsınız. Burada saatten ziyade ikiziniz ile zaman geçiş süreleriniz farklılaşmış. Buna göre sizin ondan daha yaşlı görüneceğinizi söylüyor. Bunun sebebi ise, ikizinizin uzay gemisinde ışık hızına yakın bir hızda yolculuk yapacak olmasıdır. Çünkü ışık hızına yaklaştıkça zaman yavaşlar. Bu sebeple ikiziniz dünyaya döndüğünde siz yaşlanmış olacaksınız, ikiziniz ise henüz çok genç olacaktır.

BİR ASANSÖRDE OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜN             

 Kapalı bir asansörde olduğunuzu hayal edin. Asansörün içerisindesiniz ve dışarıya dair bir şey göremiyorsunuz. Asansör hareket etmeye başladı ve yere düştünüz. Peki, bu hareketlenmenin sebebi ne? Asansör bir halat ile yukarı mı çekildi ya da yer çekimi etkisiyle aşağıya mı indi? İlk durumda ivmelenmenin, ikinci durumda yer çekiminin etkisinde kalmış oluyoruz. Bunlar bu durumda iki karşıt gücü oluşturuyor ve biz bunu ayırt edemiyoruz. O zaman asansörün içerisinde kapalı iken bizim için ikisi de aynı anlama geliyor. Yani hareket uzay ve zamanı etkiliyorsa yer çekimi ve ivmelenme aynı şey. Buradan da etkilediğini anlayabiliyoruz. İzafiyet teorisinin büyük bölümü yer çekiminin uzayı büktüğünden bahseder.

                     

BİR TRENDE BULUNDUĞUNUZU HAYAL EDİN      

Tren düşünce deneyine gelelim şimdi de. Çok hızlı giden bir tren hayal edin. Arkadaşlarınızla beraber istasyona gidiyorsunuz. Siz trene biniyor ve ayakta yolculuk yapıyorsunuz. Arkadaşlarınız ise istasyonda ayakta bekliyor. Tren hareket ediyor. Tren hareket ederken trenin iki ucunda yıldırım olduğunu varsayın. Arkadaşlarınız bu yıldırımları aynı anda görür. Hareket halindeki trende olduğunuz için yıldırımları ilk siz görürsünüz. Çünkü siz yıldırımlara daha yakınsınızdır ve ışık daha az bir mesafe yol alır. Buna göre zaman; duran ve hareket edenler için farklı geçiyor. Einstein için zaman ve uzay bağıntılı ve eş zamanlı değildir. Bu da izafiyet teorisinin temel düşünce taşlarından birini oluşturmuştur.

       

Betül Çayır Tüm yazıları

Atatürk Üniversitesi 3. sınıf Endüstri Mühendisliği öğrencisi. Taze Mühendis yetkili kişilerden biri.

Yorum yaz

Bu yazıyla ilgili yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilir,sorular sorabilirsiniz.

Araç çubuğuna atla